Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı
Güvercin Göğsü ve Kunduracı Göğsü
Mediasten Kisti ve Tümörleri
Pnömotoraks
Timus Hastalıklarının Cerrahi Tedavisi
Çocukluklarda Kistik Akciğer Hastalıkları
Mezotelyoma
Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması ile ortaya çıkan bir malign (kötü huylu) tümördür.
En sık görülen türleri:
• Küçük hücreli akciğer kanseri (SCLC)
• Küçük hücre dışı akciğer kanseri (NSCLC):
Adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom, büyük hücreli karsinom
• Sigara ve tütün ürünleri kullanımı (en önemli risk)
• Pasif sigara dumanına maruz kalma
• Hava kirliliği ve radon gazı
• Asbest veya kimyasal maddeye uzun süreli maruz kalma
• Ailede akciğer kanseri öyküsü
• Kronik akciğer hastalıkları (KOAH, akciğer fibrozisi)
Akciğer kanseri, erken evrede çoğunlukla belirti vermez. Ancak bazı ipuçları hastalığın erken fark edilmesini sağlar:
- Uzun süreli öksürük: Sigara içen veya içmiş kişilerde öksürük değişikliği fark edilmelidir.
- Balgamda kan veya renk değişikliği: Kanlı balgam veya koyu renkli balgam uyarıcı bir belirtidir.
- Nefes darlığı ve hırıltı: Özellikle hafif egzersizlerde bile nefes darlığı gelişebilir.
- Göğüs ağrısı: Sürekli veya derin nefesle artan göğüs ağrısı önemlidir.
- Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları: Zatürre veya bronşit ataklarının sıklaşması, tıkanıklığa işaret edebilir.
- Genel belirtiler: Yorgunluk, iştahsızlık ve açıklanamayan kilo kaybı
Erken fark edilen akciğer kanseri, cerrahi ve diğer tedavilerle başarıyla kontrol altına alınabilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli tarama yaptırması önemlidir.
- Bilgisayarlı tomografi (BT): Akciğer BT ile her iki akciğerin detaylı görüntülemesi sağlanarak; kitlenin akciğerin neresinde yerleşmiş olduğu, göğüs duvarı, kalp, büyük damar yapıları ile ilişkisi, eşlik eden akciğer hastalığı varlığı vb birçok konuda fikir sahibi olunabilir
- Biyopsi: Hava yollarına yakın yerleşimi olan kitlelerde tanı için burundan fiberoptik bronkoskopi ile girilerek hava yollarının değerlendirilmesi ve aynı seansta biyopsi işlemi yapılabilir. Hava yollarından uzak yerleşimli kitlelerde ise tomografi veya ultrasonografi eşliğinde iğne biyopsileri yapılarak tanıya ulaşılabilir.
- Pozitron Emisyon Tomografisi/ Bilgisayarlı Tomografi (PET/BT): Akciğer kanserinin vücudun diğer bölgelerine yayılımını değerlendirmek için PET BT kullanılır.
- Küçük hücreli akciğer kanseri (SCLC):Hızlı büyüyen, genellikle sigara ile ilişkili, erken yayılabilen türdür.
- Küçük hücre dışı akciğer kanseri (NSCLC): Daha yavaş büyür, cerrahi ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri daha fazladır.
Tedavi planı, kanserin türü, evresi ve hastanın genel durumuna göre belirlenir:
- Cerrahi:Akciğer kanseri evrelemesinde en önemli aşama kanserin nefes borusunun çevresindeki lenf bezlerine yayılımın olup olmadığının değerlendirilmesidir. Lenf bezlerinden EBUS (endobronşiyal ultrasonografi ) veya Video- mediastinoskopi yöntemleri ile biyopsi alınabilir.
- Bu aşamalar tamamlanıp cerrahi tedavi uygulanmasına karar verilen hastalarda kanserin olduğu akciğer lobu veya tüm akciğerin çıkarılması için açık cerrahi (torakotomi)
veya video eşliğinde kapalı cerrahi (VATS) teknikleri uygulanabilir
- Biz hastalarımızda ameliyat sonrası hasta konforunun daha iyi olması, günlük aktivitelere dönüşün daha hızlı olması nedeniyle 3-4 cm lik tek bir kesiden uygulanan kapalı ameliyat (Uniportal VATS) tekniğini tercih ediyoruz.
- Radyoterapi:Kanser hücrelerini yok etmek veya küçültmek için ışın tedavisi.
- Kemoterapi:Kanser hücrelerini öldürmek veya çoğalmalarını durdurmak için ilaç tedavisi.
- Hedefe yönelik tedavi:Kanser hücrelerinin belirli mutasyonlarını hedef alan ilaçlar.
- İmmünoterapi:Bağışıklık sistemini kanserle savaşacak şekilde güçlendiren tedavi.
- Düzenli kontrol ve görüntüleme testleri
- Beslenme ve fiziksel aktiviteye dikkat
- Solunum egzersizleri ile akciğer kapasitesini destekleme
- Psikolojik destek ve hasta gruplarına katılım
Erken evrede tespit edilen akciğer kanseri, cerrahi ile tamamen çıkarılabilir ve sağkalım oranları belirgin şekilde artar. Bu nedenle risk altında olan kişilerde düzenli tarama (özellikle düşük doz BT) önemlidir.
9. Akciğer kanserinin önlenmesi için neler yapılabilir?
- Sigara ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmak
- Pasif sigara maruziyetinden kaçınmak
- Hava kirliliği ve kimyasal maddelere maruz kalmamak
- Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve ideal vücut ağırlığını korumak
- Riskli bireylerde düzenli tarama testleri
- Kanser ilerledikçe akciğer fonksiyonları azalır
- Nefes darlığı ve ağrı artar
- Metastaz (diğer organlara yayılma) riski yükselir
- Tedavi edilmediğinde hayati risk vardır
Akciğer kanseri tedavisi sonrası yaşam kalitesi, bazı basit önlemlerle önemli ölçüde artırılabilir:
- Solunum egzersizleri:Nefes kapasitesini artırmak ve akciğer fonksiyonlarını desteklemek için düzenli egzersiz yapın.
- Fiziksel aktivite: Yürüyüş, hafif egzersiz ve dayanıklılık artırıcı aktiviteler önerilir.
- Beslenme: Dengeli beslenme, yeterli protein ve vitamin alımı bağışıklık sistemini güçlendirir.
- Sigara ve tahriş edici maddelerden uzak durmak: Pasif ve aktif sigara maruziyeti, akciğer fonksiyonlarını olumsuz etkiler.
- Düzenli doktor kontrolleri: Görüntüleme ve laboratuvar testleri ile nüks riski takip edilir.
- Psikolojik destek: Kanser tedavisi sonrası depresyon, kaygı ve uyku sorunları görülebilir.
- Solunum hijyeni: Enfeksiyonlardan korunmak için maske, hijyen ve aşılar (grip, zatürre) önemlidir.
Bu önlemler, tedavi sonrası nefes almayı kolaylaştırır, bağışıklığı güçlendirir ve yaşam kalitesini artırır.
Pectus excavatum, göğüs kemiğinin (sternum) anormal şekilde içe doğru çökmesi ile karakterize, doğuştan gelen bir göğüs duvarı deformitesidir.
Tedavi planı, deformitenin şiddetine, hastanın yaşına ve fonksiyonel etkilenmeye göre belirlenir.
Cerrahi TedaviPectus carinatum, göğüs duvarını oluşturan göğüs kemiği (sternum) ve kıkırdakların anormal şekilde öne doğru çıkık olmasıyla karakterize bir göğüs duvarı deformitesidir.
Tanı çoğunlukla fizik muayene ile konur. Gerekli durumlarda aşağıdaki incelemeler yapılabilir:
Tedavi planı deformitenin şiddetine, hastanın yaşına ve ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Cerrahi Dışı Tedavi (Öncelikli Yaklaşım)Cerrahi tedavi, genellikle ortez tedavisinden fayda görmeyen veya ileri derece deformitesi olan hastalarda tercih edilir.
Abramson Tekniği (Minimal İnvaziv Cerrahi)Abramson ameliyatı, pectus carinatum tedavisinde uygulanan minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Bu teknikte göğüs duvarındaki çıkıntı, özel bir metal çubuk yardımıyla dıştan baskı uygulanarak düzeltilir.
Ameliyatın Temel ÖzellikleriTek başına egzersiz deformiteyi ortadan kaldırmaz; ancak göğüs kaslarının güçlendirilmesi, duruşun düzeltilmesi ve nefes kapasitesinin artırılmasında önemli rol oynar.
Göğüs ortezi tedavisi, pectus carinatumun en etkili ve cerrahi dışı tedavi yöntemidir. Ergenlik döneminde göğüs kafesi hâlâ şekillenebilir olduğu için kontrollü dış bası ile düzelme sağlanabilir.
Ortez Tedavisi Nasıl İşler?Timus, göğüs ön duvarının arkasında, sternumun (iman tahtası) hemen altında yer alan bir lenf organıdır. Özellikle çocukluk döneminde bağışıklık sisteminin gelişiminde önemli rol oynar ve T lenfositlerinin olgunlaşmasından sorumludur.
Yetişkinlikte timus hacmi küçülür ve yerini yağ dokusu alabilir. Ancak bazı hastalıklarda timus büyüyebilir veya tümör gelişimi görülebilir.
Timusla İlgili Hangi Hastalıklar Görülür?Timusla ilişkili en sık görülen hastalıklar şunlardır:
Belirtiler tümörün boyutuna, yayılımına ve eşlik eden hastalıklara göre değişkenlik gösterebilir:
Tedavi; hastalığın tipi, evresi ve hastanın genel durumuna göre planlanır.
Cerrahi TedaviTimusun çıkarılması, myastenia gravis bulgularının kontrol altına alınmasını ve ilaç ihtiyacının azalmasını sağlayabilir.
Timus Ameliyatı Nasıl Yapılır?Cerrahi yöntem, tümörün boyutu ve çevre dokularla ilişkisine göre seçilir:
Timoma genellikle yavaş büyür ancak ileri evrelerde çevre dokulara yayılabilir. Timik karsinom ise daha agresif seyirlidir ve metastaz yapma riski yüksektir.
Bu nedenle erken tanı ve cerrahi tedavi büyük önem taşır.
Timus Hastalıkları Tedavi Edilmezse Ne Olur?Aşağıdaki durumlarda bir göğüs cerrahisine başvurulmalıdır:
Timik tümörlerin cerrahisi, tümörün boyutu ve yayılımına göre planlanır.
Myastenia gravis, istemli kaslarda güçsüzlükle seyreden otoimmün bir hastalıktır ve timus ile yakın ilişkilidir.
Myastenia gravis hastalarının %10–15’inde timoma saptanır. Timus çıkarılması, uygun hastalarda semptomları azaltabilir ve ilaç ihtiyacını düşürebilir.
Mediasten; sternumun (iman tahtası) arkasında, kalp ve kalpten çıkan büyük damarların önünde ve her iki akciğerin arasında yer alan bölgedir. Bu alanda kalp, büyük damarlar, lenf bezleri, trakea (nefes borusu), özofagus (yemek borusu) ve timus gibi hayati yapılar bulunur.
Mediastende Hangi Hastalıklar Ortaya Çıkar?Mediasten bölgesinde en sık görülen hastalıklar şunlardır:
Belirtiler, kitlenin tipi, büyüklüğü ve çevre dokular üzerindeki etkisine bağlıdır. Sık görülen belirtiler:
Evet. Mediastinal kistlerin büyük çoğunluğu iyi huyludur ve genellikle hayatı tehdit etmez. Ancak zamanla büyüyebilir, enfekte olabilir veya çevre organlara baskı yapabilir. Bu nedenle tanı ve tedavi önemlidir.
Mediasten Tümörleri Kansere Dönüşebilir mi?Bazı mediastinal tümörler (timoma, germ hücreli tümörler, lenfoma gibi) kötü huylu olabilir. Bu nedenle her mediastinal kitlenin uzman değerlendirmesi ve gerekirse biyopsi ile tanısının doğrulanması gerekir.
Mediasten Tümörleri Nasıl Teşhis Edilir?Tedavi; tümörün tipi, evresi ve hastanın genel durumuna göre planlanır.
Cerrahi TedaviMediastinal kist ve tümörlerin tedavisinde cerrahi çoğu zaman kesin tedavi yöntemidir. Cerrahi yaklaşım; kitle boyutu, yeri ve yayılımına göre belirlenir.
Minimal İnvaziv Cerrahi TekniklerBu yöntemler küçük kesilerden yapılır; daha az ağrı, kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme sağlar.
Açık Cerrahi (Sternotomi / Torakotomi)Büyük veya invaziv tümörlerde, geniş görüş alanı gerektiğinde tercih edilir.
Robotik Cerrahi ile Mediastinal Kitle ÇıkarılmasıTedavi sonrası takip, hastalığın türüne göre değişmekle birlikte düzenli kontroller büyük önem taşır.
Tedavi Sonrası Olası KomplikasyonlarDüzenli takip ve hekimin önerilerine uyum, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyonların erken fark edilmesini sağlar.
Hiperhidrozis, vücuttaki ter bezlerinin normalden fazla çalışması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Genellikle avuç içi, koltuk altı, ayak tabanı ve yüz bölgesinde belirgindir. Sıcaklık, stres veya fiziksel aktivite olmaksızın da yoğun terleme görülebilir.
Bu durum yalnızca fizyolojik bir sorun değildir; kişinin sosyal ilişkilerini, iş yaşamını ve özgüvenini olumsuz etkileyebilir. Hiperhidrozis her yaşta görülebilir ve erken tanı ile etkili biçimde kontrol altına alınabilir.
Hiperhidrozis Neden Olur?Hiperhidrozis genellikle iki ana grupta değerlendirilir:
Aşırı terleme çoğu zaman kişiyi rahatsız edecek düzeydedir:
Bu durum, zamanla anksiyete, sosyal kaçınma ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilir.
Tedavi YöntemleriHiperhidrozis tedavisinde amaç, terleme miktarını kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Tedavi seçenekleri şunlardır:
Tedavi planı, terleme bölgesi ve şiddetine göre kişiye özel olarak belirlenir.
Cerrahi Seçenek: Torasik Endoskopik Sempatektomi (ETS)Cerrahi tedavi, özellikle avuç içi hiperhidrozis hastalarında uzun süreli ve etkili sonuçlar sağlar.
Torasik Endoskopik Sempatektomi (ETS), genel anestezi altında, küçük kesilerden kamera yardımıyla yapılan minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Amaç, aşırı terlemeye neden olan sempatik sinir iletiminin durdurulmasıdır.
Cerrahi sonrası hastaların büyük çoğunluğunda ellerdeki terleme kaybolur ve yaşam kalitesi belirgin şekilde artar.
Hiperhidrozis Tedavisinde Sık Sorulan SorularHiperhidrozis tedavileri güvenli midir?
Evet. Hiperhidrozis tedavileri genel olarak güvenlidir. Nadir yan etkiler veya komplikasyonlar görülebilir ancak çoğu geçicidir ve tedavi edilebilir.
Krem ve ilaç tedavilerinde ne tür yan etkiler olur?
Topikal kremler ciltte kuruluk, tahriş veya kızarıklık yapabilir. Sistemik ilaçlar ise ağız kuruluğu, kalp çarpıntısı veya baş dönmesine yol açabilir. İlaç kesildiğinde bu etkiler genellikle kaybolur.
İyontoforez sonrası neler yaşanabilir?
Uygulama sonrası hafif kızarıklık, karıncalanma veya yanma hissi görülebilir. Bu etkiler kısa sürelidir ve birkaç saat içinde kaybolur.
Botulinum toksin (Botox) tedavisinde risk var mı?
Enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı veya morarma olabilir. Nadir olarak el kaslarında geçici güçsüzlük hissi görülebilir.
ETS ameliyatı sonrası olası durumlar nelerdir?
Hiperhidrozis tedavileri, doğru hasta seçimi ve deneyimli bir ekip tarafından uygulandığında başarı oranı yüksek ve komplikasyon riski düşüktür. Amaç, hastaya daha konforlu, özgüvenli ve kaliteli bir yaşam sağlamaktır.
Pnömotoraks, akciğer ile göğüs duvarı arasında normalde bulunmayan havanın birikmesi sonucu akciğerin kısmen veya tamamen sönmesi durumudur.
Bu durum solunumu olumsuz etkiler ve bazı olgularda acil müdahale gerektirir. Hem genç bireylerde hem de kronik akciğer hastalığı olan kişilerde görülebilir.
Pnömotoraks Neden Olur?Pnömotoraks üç ana grupta incelenir:
Belirtiler hafif olabilir; bu nedenle şüpheli durumlarda hızlı değerlendirme hayati önem taşır.
Pnömotoraks Nasıl Teşhis Edilir?Tedavi; pnömotoraksın büyüklüğüne, hastanın genel durumuna ve altta yatan akciğer hastalığına göre planlanır.
İzlem ve Oksijen TedavisiKüçük pnömotorakslar kendiliğinden iyileşebilir. Yakın takip, oksijen desteği ve istirahat önerilir.
İğne Aspirasyonu / Göğüs Tüpü (Tüp Torakostomi)Göğüs boşluğundaki hava iğne veya göğüs tüpü yardımıyla boşaltılır. Orta ve büyük pnömotorakslarda tercih edilir.
Cerrahi Tedavi (VATS)Cerrahide genellikle hava kaçağı olan bölgeler çıkarılır ve akciğer ile göğüs duvarı arasında yapıştırma (plöredez) işlemi uygulanır.
Pnömotoraks Tekrar Eder mi?Evet. Primer spontan pnömotoraks hastalarının yaklaşık %30–50’sinde tekrar görülme riski vardır.
Bu nedenle sigaranın bırakılması, düzenli takip ve gerekli durumlarda cerrahi tedavi önerilir.
Pnömotoraks Ameliyatı Nasıl Yapılır?Uniportal VATS (Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi): Yaklaşık 2–3 cm’lik tek bir kesi ile göğüs boşluğuna girilir. Hava kaçağı olan alan çıkarılır ve mekanik veya kimyasal plöredez uygulanır.
Ameliyat sonrası hastalar genellikle 3–5 gün içinde taburcu edilir ve birkaç hafta içinde normal yaşamlarına döner.
Hastalarımızda, hasta konforunun yüksek olması ve hızlı iyileşme sağladığı için 3 cm’lik tek kesiyle uygulanan Uniportal VATS tekniği tercih edilmektedir.
Pnömotoraks Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?Evet. Özellikle tansiyon pnömotoraks durumunda akciğer tamamen söner ve kalp-damar sistemine bası oluşur. Acil müdahale edilmezse hayati risk taşır.
Ne Zaman Doktora Başvurmalıyım?Bu durumlarda gecikmeden bir göğüs cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır.
Tekrarlayan PnömotoraksPnömotoraks geçiren hastaların %30–50’sinde tekrar riski mevcuttur. Riski artıran faktörler:
Tekrarlayan olgularda VATS ile bleb rezeksiyonu ve plöredez, çoğu hastada kalıcı tedavi sağlar.
Hasta Yaşam ÖnerileriYapım Aşamasında
Plevral sıvı, akciğerleri çevreleyen iki zar tabakası (visseral ve parietal plevra) arasında normalde çok az miktarda bulunan fizyolojik sıvının patolojik olarak artması durumudur.
Bu sıvı artışı, akciğerin genişlemesini kısıtlayarak nefes darlığı, göğüs ağrısı ve öksürük gibi şikâyetlere yol açabilir. Plevral efüzyon tek başına bir hastalık değil; çoğu zaman altta yatan başka bir sistemik veya lokal hastalığın sonucudur.
Plevral Sıvı Hangi Nedenlerle Oluşur?Plevral sıvı oluşumunun en sık nedenleri şunlardır:
Sıvının tipi (transüda veya eksüda), laboratuvar analizleriyle belirlenir ve altta yatan nedenin aydınlatılmasında yol göstericidir.
Plevral Sıvı Nasıl Tanınır ve Değerlendirilir?Tanı süreci klinik muayene ile başlar; kesin değerlendirme için görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri gerekir.
Bu değerlendirmeler sayesinde sıvının enfeksiyon, kanser veya sistemik hastalık kaynaklı olup olmadığı anlaşılır.
Plevral Sıvı Hangi Şikâyetlere Yol Açar?Yavaş gelişen sıvılarda belirtiler geç fark edilebilirken, hızlı birikimlerde ani solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir.
Plevral Sıvı Tedavisi Nasıl Yapılır?Tedavinin temel amacı, sıvıyı boşaltmak ve altta yatan nedeni tedavi etmektir.
Evet. Özellikle kanser, kronik kalp yetmezliği veya bazı sistemik hastalıklarda plevral sıvı tekrarlayabilir.
Tekrarlayan olgularda kalıcı plevral kateter, plöredez veya cerrahi pleurektomi gibi ileri tedavi yöntemleri uygulanabilir.
Torasentez İşlemi Güvenli midir?Torasentez, lokal anestezi altında yapılan, kısa sürede tamamlanan güvenli bir işlemdir.
Nadir görülen komplikasyonlar arasında pnömotoraks (hava kaçağı), hafif ağrı veya kanama yer alır. Deneyimli ekiplerde bu riskler oldukça düşüktür.
Plevral Sıvı Her Zaman Cerrahi Gerektirir mi?Hayır. Çoğu olguda medikal tedavi ve sıvının boşaltılması yeterlidir.
Ancak sıvının nedeninin açıklanamadığı, tekrarladığı veya plevrada kalınlaşma geliştiği durumlarda uniportal VATS yöntemiyle doğrudan gözlem ve biyopsi gerekebilir.
Plevral Sıvı Tanısı Alan Hastalar Nasıl İzlenmelidir?Tedavi sonrası dönemde, sıvının tekrar oluşup oluşmadığını değerlendirmek için düzenli klinik muayene ve görüntüleme kontrolleri yapılmalıdır.
Ayrıca altta yatan hastalığın (kalp, böbrek veya tümöral hastalıklar gibi) tedavisinin sürdürülmesi uzun dönem başarı açısından kritik öneme sahiptir.
Erken Tanının Önemi Nedir?Plevral sıvı, birçok ciddi hastalığın ilk bulgusu olabilir. Erken tanı ve doğru yönlendirme; tedavi başarısını artırır, akciğer fonksiyonlarını korur ve olası komplikasyonların önüne geçer.
Bu nedenle nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi şikâyetler varlığında gecikmeden göğüs cerrahisi uzmanına başvurulması önerilir.
Akciğer kist hidatikleri, Echinococcus granulosus adlı parazitin neden olduğu bir enfeksiyon sonucunda akciğer dokusu içinde gelişen sıvı dolu kistlerdir. İnsan, bu parazitin yaşam döngüsüne yanlışlıkla dâhil olur ve “ara konak” görevi görür. Özellikle hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde daha sık görülür.
2. Hastalık nasıl bulaşır?
İnsandan insana bulaşmaz. Enfekte köpeklerin dışkısında bulunan parazit yumurtaları, suya, toprağa veya gıdalara bulaşabilir.
İnsanlar bu yumurtaları ağız yoluyla aldığında parazit kana geçer ve akciğer ya da karaciğerde kist oluşturur.
Çiğ sebze-meyve tüketimi, yetersiz el hijyeni ve hayvan teması sonrası el yıkamama en sık bulaş yollarıdır.
Kistler genellikle yavaş büyüdüğü için erken dönemde belirti vermez. Ancak büyüdükçe:
• Göğüs ağrısı
• Öksürük veya balgamda kan
• Nefes darlığı
• Nadiren kistin patlamasına bağlı ani göğüs ağrısı ve öksürük atakları görülebilir.
Tanıda öncelikle akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılır.
Bu yöntemlerle kistin büyüklüğü, yerleşimi ve çevre dokularla ilişkisi belirlenir.
Ayrıca serolojik testler ve kan tahlilleri tanıya destek olabilir.
Tedavi, kistin özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre planlanır:
• Cerrahi tedavi: En etkili yöntemdir. Günümüzde çoğu olguda Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS) ile minimal invaziv şekilde kist çıkarılır.
• İlaç tedavisi: Cerrahiye uygun olmayan hastalarda Albendazol veya Mebendazol kullanılabilir.
Minimal invaziv cerrahi ile yapılan ameliyatlardan sonra hastalar genellikle 5–7 gün içinde taburcu edilir. Ameliyat sonrası dönemde akciğer fonksiyonlarının korunması, düzenli kontroller ve ilaç tedavisinin devamı önemlidir. Tekrarlama riski düşüktür ancak düzenli takip gereklidir.
7. Hastalıktan korunmak için neler yapılabilir?
• Köpeklerin düzenli antiparaziter tedavisinin yapılması
• Ellerinin özellikle hayvan teması sonrasında sabunla yıkanması
• Çiğ sebze ve meyvelerin iyi yıkanması
• Kesim yapılan alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi
Bu önlemler hastalığın bulaşmasını büyük oranda engeller.
Tedavi edilmediğinde kist büyüyerek akciğer dokusuna ve çevre yapılara bası yapabilir, hatta patlayarak enfeksiyon ve anafilaksi gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun cerrahi müdahale hayati önem taşır.
9. Cerrahiden sonra tekrar oluşabilir mi?Nadir durumlarda yeniden enfeksiyon gelişebilir; bu nedenle düzenli takip ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi önemlidir.
Akciğer nodülü, akciğer dokusu içinde radyolojik incelemelerde saptanan, genellikle 3 santimetreden küçük, yuvarlak veya oval şekilli lezyonlara verilen isimdir. Günümüzde gelişmiş görüntüleme tekniklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte akciğer nodülleri sıklıkla tesadüfen saptanmaktadır.
Her akciğer nodülü kanser anlamına gelmez. Nodüllerin büyük bir kısmı iyi huylu (benign) nedenlere bağlıdır. Ancak bazı nodüller, erken evre akciğer kanserinin ilk bulgusu olabilir. Bu nedenle doğru değerlendirme, dikkatli takip ve gerektiğinde ileri inceleme büyük önem taşır.
Akciğer nodüllerinin oluşumuna yol açabilecek başlıca nedenler şunlardır:
Nodülün boyutu, şekli, sınır özellikleri ve zaman içindeki değişimi, altta yatan neden hakkında önemli ipuçları verir.
Bir akciğer nodülü saptandığında ilk adım, daha önce çekilmiş görüntülemelerin incelenmesidir. Uzun süredir boyut değişikliği göstermeyen nodüller genellikle iyi huyludur. Yeni gelişen veya büyüme gösteren nodüller ise daha yakından izlenmelidir.
Bazı hastalarda tanı ve tedavi amacıyla Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi (VATS) gibi minimal invaziv cerrahi yöntemler güvenli ve etkili bir seçenektir.
Günümüzde cerrahi tedavi çoğunlukla VATS veya Uniportal VATS yöntemiyle, küçük kesilerle ve minimal invaziv olarak gerçekleştirilmektedir.
Ameliyat sonrası hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına döner. Çıkarılan nodülün patolojik inceleme sonucu, sonraki takip ve tedavi planını belirler.
Akciğer nodülleri her zaman ciddi bir hastalık göstergesi değildir ancak ihmal edilmemelidir. Erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi yaklaşımı ile akciğer nodüllerinin büyük bir kısmı başarıyla yönetilebilmektedir.
Çocukluk çağında görülen kistik akciğer hastalıkları, doğumsal (konjenital) veya sonradan gelişen (edinilmiş) akciğer kistleri şeklinde ortaya çıkabilen nadir ancak önemli solunum sistemi hastalıklarıdır. Bu hastalıklar, akciğer dokusunda hava dolu boşluklar (kistler) oluşmasıyla karakterizedir ve solunum fonksiyonlarını etkileyebilir.
Nedenleri ve SınıflandırmaEn sık görülen doğumsal kistik akciğer hastalıkları şunlardır:
Bu hastalıklar, embriyonik dönemde akciğer dokusunun gelişimi sırasında meydana gelen yapısal bozukluklardan kaynaklanır. Edinilmiş kistik hastalıklar ise enfeksiyonlar, travma veya geçirilmiş cerrahi sonrası gelişebilir.
BelirtilerBelirtiler kistin büyüklüğüne ve yerleşimine göre değişiklik gösterebilir. Bazı çocuklarda doğumdan hemen sonra solunum sıkıntısı görülürken, bazı olgularda hastalık yıllar sonra tesadüfen çekilen bir akciğer filmiyle saptanabilir.
Tanıda en sık göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi (BT) kullanılır. Bu yöntemler ile kistin tipi, yeri ve akciğer dokusu ile ilişkisi ayrıntılı olarak değerlendirilir.
Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) veya prenatal ultrasonografi (anne karnında tanı) ile kistik lezyonlar saptanabilir.
TedaviTedavi yaklaşımı; hastalığın tipi, belirtilerin şiddeti ve kistin büyüklüğüne göre kişiye özel olarak planlanır.
Günümüzde bu ameliyatlar çoğunlukla minimal invaziv (VATS - Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi) yöntemlerle yapılmaktadır. Bu sayede iyileşme süresi kısalır ve hastanede kalış süresi azalır.
Cerrahi sonrası çocuklar genellikle kısa sürede normal solunum fonksiyonlarına kavuşur ve yaşam kaliteleri belirgin şekilde artar.
Sık Sorulan Sorular 1. Çocukluk çağında kistik akciğer hastalıkları genetik midir?Bu hastalıkların çoğu genetik geçişli değildir. Genellikle fetüsün gelişimi sırasında akciğer dokusunun farklılaşma sürecinde ortaya çıkan rastlantısal gelişim bozuklukları sonucu oluşur. Nadiren bazı doğumsal sendromlarla birlikte görülebilir.
2. Bu hastalık anne karnında fark edilebilir mi?Evet. Gelişmiş prenatal ultrasonografi sayesinde doğumsal kistik akciğer lezyonları gebeliğin ikinci veya üçüncü trimesterinde tespit edilebilir. Bu durumda gebelik boyunca yakın takip yapılır ve doğum sonrası cerrahi planlama gerçekleştirilir.
3. Belirti vermeyen kistik lezyonlarda ameliyat şart mıdır?Her kistik lezyon cerrahi gerektirmez. Küçük, solunum fonksiyonlarını etkilemeyen ve enfeksiyon riski taşımayan lezyonlarda yakın takip tercih edilebilir. Ancak ileride oluşabilecek riskler nedeniyle bazı olgularda cerrahi önerilebilir.
4. Ameliyat hangi yöntemle yapılır?Günümüzde çoğu olguda minimal invaziv cerrahi (VATS - Video Yardımlı Torakoskopik Cerrahi) yöntemi tercih edilir. Bu yöntem ile daha küçük kesilerle işlem yapılır ve iyileşme süreci hızlanır.
5. Cerrahi sonrası tekrarlama riski var mı?Tamamen çıkarılan kistik lezyonlarda tekrarlama riski yok denecek kadar azdır. Nadiren farklı bölgelerde yeni lezyonlar gelişebilir, bu nedenle düzenli takip önemlidir.
6. Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?Minimal invaziv cerrahi uygulanan çocuklar genellikle 5 gün içinde taburcu edilir. Günlük yaşama dönüş çoğu zaman 1–2 hafta içinde gerçekleşir.
7. Bu hastalık akciğer gelişimini etkiler mi?Erken tanı ve uygun cerrahi tedavi uygulanan çocuklarda akciğer gelişimi genellikle tamamen normal seyreder. Akciğer dokusu zamanla çıkarılan alanı telafi edebilir.
8. Cerrahi sonrası özel bakım gerekir mi?Yara bakımı, enfeksiyon belirtilerinin izlenmesi ve doktorun önerdiği solunum egzersizleri genellikle yeterlidir. Uzun süreli özel bakım çoğu zaman gerekmez.
9. Hastalık tekrarlarsa ne yapılır?Tekrarlama nadirdir. Kontrollerde yeni bir kist saptanırsa hasta yeniden değerlendirilir ve gerekirse cerrahi planlama yapılır.
10. Hangi uzmanlık alanları tedavide rol oynar?Tedavi süreci; çocuk göğüs cerrahisi, çocuk sağlığı ve hastalıkları, radyoloji ve anestezi uzmanlarının yer aldığı multidisipliner bir ekip tarafından yürütülür.
Mezotelyoma; akciğer zarını (plevra), karın zarını (periton) veya kalp zarını (perikard) döşeyen mezotel hücrelerinden gelişen nadir ancak ciddi bir kanser türüdür. Göğüs cerrahisi pratiğinde en sık görülen tipi malign plevral mezotelyoma olup, akciğerleri çevreleyen plevra zarında ortaya çıkar.
Hastalık, özellikle asbest maruziyeti ile güçlü biçimde ilişkilidir. Asbest liflerinin solunum yoluyla vücuda alınması, yıllar içinde plevrada iltihabi reaksiyon ve hücresel hasara yol açarak kanser gelişimine neden olabilir.
En sık karşılaşılan formu malign plevral mezotelyomadır. Plevradaki mezotel hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşur ve çevre dokulara yayılma eğilimi gösterebilir.
Mezotelyomanın En Sık Nedeni Nedir?Mezotelyomanın en önemli nedeni asbest maruziyetidir. Asbest; geçmişte inşaat, izolasyon ve gemi sanayiinde yaygın olarak kullanılmış doğal bir mineraldir. Asbest liflerinin solunması, yıllar içinde plevra zarında kronik iltihap ve hücresel hasar oluşturarak kanser gelişimine yol açabilir.
Asbeste Maruz Kaldıktan Sonra Hastalık Hemen Ortaya Çıkar mı?Hayır. Mezotelyoma genellikle 20–50 yıl gibi uzun bir kuluçka döneminden sonra gelişir. Bu nedenle gençlik döneminde asbestle teması olan kişilerde hastalık çoğunlukla ileri yaşlarda ortaya çıkar.
Mezotelyoma Bulaşıcı mıdır?Hayır. Mezotelyoma bulaşıcı bir hastalık değildir ve kişiden kişiye temas yoluyla geçmez. Hastalık yalnızca çevresel veya mesleki asbest maruziyetiyle ilişkilidir.
Mezotelyoma Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?Mezotelyoma genellikle sinsi başlangıçlıdır ve belirtiler hastalık ilerledikçe ortaya çıkar.
Bu şikâyetler çoğunlukla plevral sıvı birikimiyle ilişkilidir ve hastalığın ilk bulgusu olabilir.
Mezotelyoma Nasıl Teşhis Edilir?Tanı; klinik değerlendirme, görüntüleme yöntemleri ve doku incelemesiyle konur.
Kesin tanı, alınan doku örneklerinin patolojik incelemesiyle konur. Patolojide epitelyal, sarkomatoid veya mikst tip mezotelyoma alt tipleri ayırt edilir.
Mezotelyomada Tedavi Seçenekleri Nelerdir?Tedavi, multidisipliner bir yaklaşımla planlanır. Hastalığın evresi, hücre tipi ve hastanın genel durumu dikkate alınır.
Son yıllarda immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler de umut verici sonuçlar göstermektedir.
Mezotelyoma Tedavisinde Cerrahi Mümkün mü?Evet. Uygun hastalarda cerrahi tedavi, hastalığın kontrolünde önemli bir seçenektir.
Bu işlemler multidisipliner değerlendirme sonrası planlanır.
Cerrahi Sonrası Kemoterapi Gerekir mi?Evet. Mezotelyoma sistemik bir hastalık olduğu için cerrahi sonrası kemoterapi çoğunlukla tedavi planına dahil edilir.
Mezotelyoma Tamamen İyileştirilebilir mi?Erken evrede tanı konulmuş ve uygun tedavi uygulanmış hastalarda uzun dönem kontrol sağlanabilir. Ancak hastalık genellikle ileri evrede tanındığı için tamamen iyileşme nadirdir. Tedavinin temel amacı yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Mezotelyomadan Korunmak İçin Ne Yapılabilir?Asbestin doğal olarak bulunduğu veya geçmişte yoğun kullanıldığı bölgelerde daha sık görülür. Türkiye’de özellikle Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı kırsal alanlarında risk artmıştır.
Mezotelyoma Hastaları Ne Sıklıkla Takip Edilmelidir?Tedavi sonrası ilk 2 yıl boyunca 3–6 ayda bir klinik muayene ve BT kontrolleri önerilir. Daha sonraki dönemlerde yıllık izlem, olası nükslerin erken saptanması açısından önemlidir.
SonuçMezotelyoma; erken dönemde fark edilmesi zor ancak modern cerrahi ve sistemik tedavi yaklaşımlarıyla kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve patoloji uzmanlarının iş birliğiyle her hasta için kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturmak mümkündür.
Bronşektazi, akciğerlerdeki bronş adı verilen hava yollarının kalıcı olarak genişlemesi ve duvar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkan kronik bir akciğer hastalığıdır. Bu durum, bronşların içini döşeyen dokunun tahrip olması sonucu balgam birikmesine ve tekrarlayan enfeksiyonlara yol açar.
2. Bronşektazi neden oluşur?Bronşektazinin birçok nedeni vardır. En sık nedenler şunlardır:
Bazı hastalarda ise belirgin bir neden saptanamayabilir (idiyopatik bronşektazi).
3. Bronşektazi bulaşıcı bir hastalık mıdır?Hayır. Bronşektazi bulaşıcı değildir. Ancak hastalığın alevlenme dönemlerinde gelişen solunum yolu enfeksiyonları, mikrobun türüne bağlı olarak bulaşıcı olabilir.
4. Bronşektazinin belirtileri nelerdir?Bu belirtiler uzun süredir devam ediyorsa bir göğüs hastalıkları veya göğüs cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır.
5. Bronşektazi tanısı nasıl konulur?Tanıda en önemli basamak yüksek çözünürlüklü toraks bilgisayarlı tomografisidir (BT).
Bronşektazide oluşan yapısal genişlemeler geri döndürülemez; ancak hastalığın ilerlemesi ve enfeksiyon atakları kontrol altına alınabilir.
Bronş yapısı tamamen normale dönmez; ancak erken tanı ve düzenli tedavi ile hastalık kontrol altına alınabilir.
11. Bronşektazide beslenmenin önemiÇocuklarda bronşektazi genellikle doğumsal veya sistemik nedenlere bağlıdır. Erken tanı ve düzenli takip büyük önem taşır.
13. Bronşektazi önlenebilir mi?Uygun tedavi ve düzenli takip ile bronşektazili hastalar aktif bir yaşam sürebilir.
15. Bronşektazide cerrahi tedavi yöntemleriVATS gibi modern yöntemler sayesinde iyileşme süresi kısalmaktadır.
16. Bronşektazide solunum egzersizlerinin önemiTrakea (soluk borusu), gırtlaktan (larinks) başlayıp bronşlara kadar uzanan, havanın akciğerlere taşınmasını sağlayan yaklaşık 10–12 cm uzunluğunda bir solunum yoludur.
Yapısında bulunan kıkırdak halkalar, soluk borusunun açık kalmasını sağlar. Trakea, solunum sisteminin en önemli yapılarından biridir ve bu bölgede gelişen hastalıklar nefes alma fonksiyonunu doğrudan etkiler.
Trakea Hastalıkları Nelerdir?Trakeayı etkileyen başlıca hastalıklar şunlardır:
Trakeal stenoz, soluk borusunun çapının daralması sonucu hava akımının kısıtlanmasıdır.
En sık nedenler:
Belirtiler arasında nefes darlığı, hırıltılı solunum, eforla artan solunum sıkıntısı ve ses değişikliği yer alır.
Trakeomalazi Nedir?Trakeomalazi, trakea duvarındaki kıkırdak halkaların zayıflaması sonucu solunum sırasında soluk borusunun daralmasıdır.
Doğumsal olabileceği gibi uzun süreli entübasyon veya enfeksiyonlar sonrası da gelişebilir.
Trakea tümörleri nadir ancak ciddi hastalıklardır.
Belirtiler genellikle ilerleyici nefes darlığı, öksürük, ses değişikliği veya kanlı balgam şeklindedir.
Trakea Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?Tedavi, altta yatan nedene ve darlığın şiddetine göre planlanır:
Trakeal cerrahi yüksek uzmanlık gerektirir. Genel anestezi altında, dar olan bölüm çıkarılarak trakea uçları birbirine dikilir (rezeksiyon ve anastomoz).
Ameliyat sonrası hastalar birkaç gün yoğun bakımda izlenir. Modern cerrahi tekniklerle başarı oranı oldukça yüksektir.
Cerrahi Dışı Tedavi Seçenekleri Var mıdır?Tedavi edilmediğinde hava yolu direnci artar, solunum yetmezliği ve ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Trakea tümörleri hayati risk oluşturabilir.
Cerrahi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?Cerrahi sonrası kalıcı başarı yüksektir. Ancak nadiren skar dokusuna bağlı yeniden daralma gelişebilir. Düzenli takip önemlidir.
Multidisipliner Yaklaşım Neden Önemlidir?Trakea hastalıkları; göğüs cerrahisi, KBB, radyoloji ve anestezi ekiplerinin birlikte çalışmasını gerektirir. Bu yaklaşım tedavi başarısını artırır.
Trakea Sağlığını Korumak İçin ÖnerilerÖzofagus, boğaz (farinks) ile mide arasında uzanan, yaklaşık 25–30 cm uzunluğunda, besinlerin ağızdan mideye taşınmasını sağlayan kaslı bir organdır. Yutma işlemi, özofagusun koordineli kasılmaları sayesinde gerçekleşir.
Özofagus Hastalıkları Nelerdir?Özofagusta görülen başlıca hastalıklar şunlardır:
Tanı yöntemleri hastalığın türüne ve hastanın şikâyetlerine göre değişir.
Tedavi; hastalığın tipi, evresi ve hastanın genel durumuna göre planlanır.
Tıbbi TedaviCerrahi işlemler günümüzde çoğunlukla robotik cerrahi, laparoskopi veya torakoskopi ile minimal invaziv yöntemlerle uygulanabilmektedir.
Özofagus Kanserinde Risk Faktörleri Nelerdir?Endoskopi genellikle sedasyon altında yapılır ve hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. İşlem sonrası hafif boğaz yanması görülebilir.
Özel Beslenme Gerekir mi?Özofagus hastalıklarında erken tanı, uygun tedavi ve düzenli takip; yaşam kalitesini korumak ve ciddi komplikasyonları önlemek açısından büyük önem taşır. Multidisipliner yaklaşım ve modern cerrahi teknikler sayesinde başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
Girişimsel pulmonoloji, solunum yolu hastalıklarının tanı ve tedavisinde endoskopik (bronkoskopik) yöntemler kullanan, gelişmiş ve minimal invaziv bir alandır. Bronkoskopi ile hava yolları doğrudan görüntülenebilir, çeşitli tanısal ve tedavi edici işlemler aynı seansta yapılabilir.
2. Bronkoskopi nedir ve nasıl yapılır?Bronkoskopi, ağız veya burundan solunum yollarına ilerletilen ince, ışıklı bir cihaz (bronkoskop) ile trakea ve bronşların içeriden görüntülenmesi işlemidir.
Genellikle sedasyon veya genel anestezi altında yapılır.
3. Kimlere bronkoskopi önerilir?1) Yabancı cisim çıkarılması
Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda görülen solunum yolu tıkanıklıkları bronkoskop ile giderilebilir.
2) Hava yolu darlığı tedavisi
3) Kanser veya tümör tedavisi
4) Balon dilatasyon
Travma veya inflamasyon sonrası gelişen darlıklarda bronş içi balonla açıklık sağlanır.
5) Biyopsi yöntemleri
6) Valf yerleştirme (Amfizem tedavisi)
Aşırı genişlemiş akciğer bölgelerinin küçültülmesi için endobronşiyal valf uygulanabilir.
5. Bronkoskopi sırasında ağrı olur mu?Hayır. İşlem çoğunlukla sedasyon veya genel anestezi ile yapılır, hasta işlem sırasında ağrı hissetmez. Sonrasında hafif boğaz ağrısı veya geçici öksürük görülebilir.
6. Bronkoskopinin riskleri nelerdir?Bu müdahaleler, hastanın yaşam kalitesini ve solunum konforunu artırır.
9. Bronkoskopi ile hava yolu darlığı tamamen düzelir mi?Travma, tümör veya inflamasyon sonrası gelişen hava yolu darlıklarında balon dilatasyon veya stent uygulamasıyla iyi sonuç alınabilir. Ancak bazı darlıklarda kalıcı düzelme için birden fazla işlem gerekebilir.
10. Ne zaman bronkoskopiye başvurmalıyım?İlk 24 Saat
İlk Hafta
Uzun Dönem Bakım
Not: Girişimsel pulmonoloji işlemleri, doğru hasta seçimi ve deneyimli ekip tarafından uygulandığında güvenli ve etkili sonuçlar verir.
Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran büyük bir kastır ve solunumda en önemli kas olarak görev yapar. Nefes alırken aşağı iner ve akciğerlere hava dolmasını sağlar; nefes verirken yukarı çıkar.
Diyaframdaki hastalıklar veya zayıflamalar, nefes almayı zorlaştırabilir, karın organlarını etkileyebilir ve yaşam kalitesini düşürebilir.
2. Diyafram hastalıkları nelerdir?En sık görülen diyafram sorunları şunlardır:
Diyafram paralizisi, diyafram kasının bir veya iki tarafının felç olması durumudur.
En sık nedenler:
Belirtiler arasında nefes darlığı, özellikle yatar pozisyonda artan solunum zorluğu, çabuk yorulma ve bazen uyku bozuklukları yer alır.
4. Diyafram hernisi (fıtık) nedir?Diyafram fıtıkları, karın içindeki organların (mide, bağırsak vb.) diyaframdaki açıklıklardan göğüs boşluğuna çıkmasıyla oluşur.
Belirtiler arasında nefes darlığı, göğüs ağrısı, sindirim sorunları ve öksürük yer alabilir.
5. Diyafram hastalıklarının belirtileri nelerdir?Tanıda aşağıdaki yöntemler kullanılabilir:
Tedavi, hastalığın türüne ve şiddetine göre planlanır.
Cerrahi tedavi seçenekleri:
Cerrahi dışı tedavi seçenekleri:
Diyafram cerrahisi sonrası hastalar genellikle birkaç gün içinde nefes alıp vermede rahatlama hissederler.
Diyafram paralizisi, diyafram kasının bir veya iki tarafının hareketini kaybetmesi durumudur ve nefes almayı doğrudan etkiler.
Nedenleri:
Belirtileri:
Tedavi seçenekleri:
Bu önlemler, nefes almayı kolaylaştırır, sindirim sorunlarını azaltır ve yaşam kalitesini artırır.
Yabancı cisim aspirasyonu, yemek, oyuncak parçası veya başka bir cismin soluk borusu (trakea) ya da bronşlara kaçması durumudur.
Bu durum hava yolunun kısmen veya tamamen tıkanmasına yol açabilir ve hayati risk oluşturabileceği için acil müdahale gerektirir.
Hangi Yaş Gruplarında Daha Sık Görülür?Belirtiler yabancı cismin boyutu ve hava yolundaki yerleşimine göre değişir:
Yabancı cisim aspirasyonu acil bir durumdur ve en etkili tedavi yöntemi bronkoskopi ile yabancı cismin çıkarılmasıdır.
© Copyright 2021. Designed & Developed by Themefisher